Paskalya geliyor

Κυριακή, 17 Απριλίου 2016

Paskalya geliyor

Bütün halklara İncil hakkında vaaz veren Havari Pavlos bize şöyle diyor : Mesih’in ismine baftiz olanlar, O’nun ölümüne vaftiz olduk. Yani bize söylemek istedği şu, kim Hristiyan olduysa o insan Mesih için ölmeye kararlıdır. Bu bize çok korkunç ve kötü görünüyor. Eğer İncil’i dikkatli incelersek, böyle bir ölüm hiç bir şekilde hüzün içermiyor. Ama böyle bir ölüm sonsuz bir hayat için garanti.
Ama Mesih için ölüm ne demek onu görelim. Öncelikle, insanların bir birlerini öldürdükleri savaşlar Allah’ın isteği değil.Bir insan haklı olduğu bir savaşta bir başka insanı öldürürse kahraman sayılabilir ama Aziz değildir. Daha çok, bir Hristiyan Mesih’in adına Hristiyan olmayanlarla savaşıyorsa, bu kişinin durumu daha kötü zira üzerinde Haç taşımasına rağmen, İncil’in zıttı olarak hareket ediyor ve Mesih’le alay ediyor. Haçlı seferlerindeki insanlar İsa Mesih’in insanları değil.
İncil’e göre Hristiyan ölümünün ne olduğuna bakalım.

1.       Hristiyan ölümü, hergün karşılaştığımız kötü olayları Allah’a olan inancımız ve sabrımızla kabul etmektir. Yani, hastalıklar, ekonomik sorunlar, hayattaki şanssızlıklarımız...  Telaş etmek yerine Allah’ın herşeyi bildiğine ve O’nun bizim için mükemmel sevgiye sahip  olduğuna ve herşeyi düzenleyeceğine emin olmalıyız. O, bizim kendimizi sevdiğimizden daha çok seviyor. Sadece gerekli olan zorlukları bize veriyor. Aynı zamanda bizimle birlikte yaşadığımız acıyı yaşıyor. Zira O insan oldu ve bizi çok iyi anlıyor.
2.       Hristiyan ölümü, bize yapılan haksızlıkları, insanların bizim için yaptıkları alayları ve engelleri onlardan nefret etmeden veya onlara düşman olmadan sabırla  kabul etmektir. Tersine onları sevelim çünkü onlar bizleri cennet için hazırlayan engellerdir.
3.       Hristiyan ölümü oruçlar ve zahmetlerdir ki onları kendi isteğimizle Allah’a sunuyoruz. Zaten Büyük Kırk Orucu’nda bulunuyoruz ki o sert oruç ve dua dönemidir. Hergün saat üçten sonra sadece bir defa yemek yiyoruz. Bu yemek pişmiş yemek değildir. Yani kuruyemiş, zeytin, sebze, ekmek ve helva vs. Yiyoruz. Sadece Cumartesi ve Pazar günleri pişmiş yağlı yemek yiyoruz. Orucun ilk haftası bir çok Hristiyan ve bir çok rahip ilk üç gün hiç bir şey yemiyorlar ne de bir şey içiyorlar. Bazı manastırlarda da bu orucu bütün hafta boyunca tutuyorlar. Çarşamba ve Cuma günü sadece Mesih’in Kanını ve Vücudunu alıyorlar (Kinonia). Normalde  Cumartesi günü yemek yiyorlar.20 yüzyıldır bugün kadar böyle yaşadılar bütün  münzeviler. Bazıları daha fazla Oruç tutuyorlardı.
4.       Ve Son, Hristiyan ölümü Mesih’in adına onu ve onun Emirlerini inkar etmeyerek şehit olmaktır. Nedir bütün bu ölüm şekillerine karşılık olan nedir? Neden ölmeliyiz? Veya neden sürekli ölmeliyiz. Anlamamız gerekn şu ki Allah’ın bizden yana hiç bir ihtiyacı yok. Ne de bizim şehadetimiz O’na gerekli. Bundan dolayı ona ne sunarsak bunu bize geri veriyor. Bize bunları yalandan ve laf olsun diye vermiyor. Ama ne yaparsak bize onları cok zengin olarak veriyor zengin gönüllü bir Allah olarak. Mesih’e az bir şey veriyoruz az bir şey alıyoruz. Çok şey veriyoruz ve çok şey alıyoruz. Herşeyimizi veriyoruz buna hayatımız da dahil ve herşeyi alıyoruz. Yani daha bu hayatta Cennet’i yaşıyoruz.
Protestanlar ve Katolikler, insanların Cennet’i öbür hayatta yaşayacaklarına inanıyorlar. Bu büyük bir yanlış. Mesih’in ve Havarileri’nin öğrettiği gibi bir inanca sahip olan biz Ortodokslar, Cennet’in buradan başladığını biliyoruz. Tabi ki burada Cennet’i az tanıyoruz, bazen Azizler daha fazla tanıyor. Ama Hristiyan burada Cennet’i yaşamaya başlıyor.
Mesih hepimizi Aziz olmaya çağırdı. Öyle yaşayalım ki ölüm bizi korkutmasın. O zaman bu hayatta yabancı gibi ve içimizde Cennet’i ve sonsuz hayatı yaşayacağız.
Azizler böyle bir hayatta, ölümü düşünmeden  ve Mesih için şehadet vakitleri geldiği zaman ölümü bir panayır gibi karşılıyorlardı. Aziz Kosmas Etolos asılmadan önceki gece şarkılar ve ilahiler söylüyordu. Sanki diğer gün eğlenceye gidecekti. Bu ölümden korkusuzluğu ölmeden önceki bir  kaç saat içindeki davranışlarında daha iyi görünüyor. Sevinçle dolmuş bir kalabalık ve onu idam edenler onun gibi Hristiyan olmak istiyorlardı. Bundan dolayı Allah’tan gözyaşları ile onlarla savaşanları affetmesini diliyorlar. İnancın yüceliği bu.
Size Büyük Paskalya’yı kutlamaya hazırlandığımız günlerde ruhani açıdan ilerlemenizde yardımcı olmak için bu düşüncelerimi söylemeyi düşündüm. Haç’a gerilişin ön şartı olan Diriliş’i doğru yaşamamız için.

Hepimiz birbirimize Gökler’de ki Sultanlığın büyük Yemeği’nde görüşmeyi dileyelim.