Putin, Erdoğan ve Aynaroz

Σάββατο, 28 Μαΐου 2016

Putin, Erdoğan ve Aynaroz

Ortadoğudaki Ortodoksların “koruyucusu” Bay Putin Moskova Patriği’nin de katılımıyla Aynaroz’da Rus Keşişliği’nin bininci yılını kutlamak için bayram gibi büyük bir yortuya hazırlanıyor. Kutlamanın merkezi Aynaroz’daki Aziz Panteleimon Manastırı. Bu manastır Rumlar tarafından inşaa edilmiş ama bugün Ruslar tarafından kullanılıyor.
Bilindiği gibi Aynaroz, uluslararası bir keşiş topluluğu. Orada dünyanın dört köşesinden keşişler yaşadılar. Yunanlar, Sırplar, Ruslar, Romenler, Gürcüler, Bulgarlar, İranlılar, Amerikalılar, Almanlar, Afrikalılar ve Türkler. Yönlendirilmiş tarihimize rağmen hem de Türk keşişler Aynaroz keşişliğinde baş rol oynadılar. Yani Erdoğan, Putin’e göre daha fazla kutlama hakkına sahip. Sadece Rus keşişliğinden daha eski olmasından değil ve aynı zamanda Aynaroz topluluğundaki baş rolüyle. Maalesef Venizelos
– Mustafa Kemal ikizinin toplumlarına aşıladığı dini monolitiklik yüzünden bu tür dini açılımlar mümkün değil.
Ama 10 yüzyıldır var olan Türk keşişlerini saygı içinde hatırlamamız için bizi engelleyen bir şey yok. Ve Küçük Asya’da, Aynaroz’da ve Dünyada var olan Türk keşişliğini gizlilik içinde kutlamamız için. Türk dilinde üç sıfatlı bir Allah’a dualarını söyleyen insanlara karşı saygı içerisinde bir mevlüt olabilirdi. Aynı zamanda bu yeni vaftiz olan Hristiyan Türk kardeşlerimize, kardeş sevgisi olarak bulundukları farklı bir ortamda teselli ve ruhani destek verilebilirdi.
Küçük Asya’daki Türk varlığının 5.yüzyıla dayandığına dair izler var. İlk Türkler Şaman’dı, Müslüman değildi. Ortodoks inancının üstünlüğünü gören bir çok Türk vaftiz olup Ortodoksluğun sakin ve teselli edici sularına demirlediler. Ortodoksluk için bir dönüm noktası olan İkon Savaşı’ndan sonra bu sayıda büyük bir artış oldu. Bir çok Türk kavmi, insancıl karaktere sahip olan bu dini akımın bir parçası oldular. Karakteristik bir örnek olarak Brienios’u gösterebiliriz. Bu kişi, Bizans İmparator’u Ermeni Leon’un bir akrabası. Bu Türk sürekli bir zamanlar Uludağ’da yaşayan Mucizevi Aziz İoannikios’u sürekli ziyaret ediyor ve ondan eğitim alıyordu. Bu hemen hemen M.S. 820 yılında, İkon Savaşı’nın sonuna doğru gerçekleşti.
11.Yüzyılın başlarında Aynaroz’da büyük değişimler olmaya başladı. Athos Dağı yavaş yavaş Ortodoksluğun merkezi olmakta ve Küçük Asya’daki Uludağ bu açıdan büyük önemini kaybetmeye başladı. Ruhani açıdan atan bütün kalpler oraya doğru yöneldi. Bunların içinden biri Türk’tü. Aynaroz’un başkenti Karies’e yakın bir yeri alıp orada Aziz Kutlumusiu Manastırı’nı inşaa etti. O Kutalmış adında bir Türktü. Bir çok tarihçi onu Rum Sultanlığı’nın (Anadolu Selçuklu ) ilk hanedanı I.Süleyman Kutalmış ile bağdaştırıyor. Başkaları ise I.Süleyman Kutalmış’ın torunu ile bağdaştırıyor (Azzeddin – Rahip Kallistos?). Ama gerçek olan şu ki en eski manastırlardan olan Aziz Kutlumusiu Manastırı’nı Selçuklu bir Türk inşaa etti ve burada azizlik içinde yaşadı. Aynaroz’un sözlü geleneğinden de anlaşılacağı gibi mucizevi olaylardan bahsediliyor. O zamanlar herhangi bir Rus bile henüz ayağını Aynaroz’a basmamışken, Erdoğan’ın dedeleri kendi manastırlarını inşaa etmişlerdi ki Aziz Kutlumusiu Manastırı, Aynaroz’daki 20 manastırdan 6. Sıraya sahip.
Bir Kutalmış’ın münzevilikle ilgilenmesi bir şans veya detay değil. Tam tersine bütün Rum Sultanlığı yani İmparatorluk sınırına varan bütün Selçuklular Hristiyan Ortodoks oldu.  Zaten Rum Sultanlığı’nın anlamı Roma Sultanlığı. Aleksios Komninos, resmi bir törenle Sultan I.Süleyman Kutalmış’ı Rum Sultanı olarak tanıdı. Daha sonra geniş aile ve askeri ilişkileri Selçukluların tamamen Hristiyanlaşmasına yol açtı. Bu Sultanlık ve Bizans İmparatorluğu, bütün anadoluyu mahveden imansız Haçlı Orduları tarafından zayıfladı.
Buna rağmen Türk nüfusunun Hristiyanlığa olan akımı devam etti. Bunların içinde Vatancı Ailesi Hristiyan olarak kaldılar ve Müslüman akımlara boyun eğmediler. Aynı zaman biriminde bir Komninos vaftizinde Yunanca isim olan Solomon yerine Süleyman ismiyle vaftiz oldu. Tabi ki O Türk bir aileden geliyordu. Haklı olarak Fatih Sultan Mehmet, Komninos ailesinden geldiğini söylüyordu.
Vaftiz olan bütün Hristiyan Türkler, Yunanca konuşan Ekümenik Patrikhane’ye bağlandılar. Geçmişin hatırası olarak, Selçuklu giyimini, dillerini ve kavim hayatının bir çok geleneğini korudular. Matbaanın bulunmasıyla beraber bu Ortodoks halklar kendi dillerinde kitaplarını bastılar. Duyulmuş en büyük din adamlarından Ankara Metropoliti Antalyalı II.Serafim bu konularda ilk adımı atmıştır. O zamandan beri Türk dili, Ortodoksluk Mesajının yazılı olarak anlatıldığı bir rol üstlenmiştir. Ondan sonra Türkçe Ortodoks İlahiyatı’nın en büyük isimlerden birisi keşiş Leontios Anastasiadis. Daha sonra  keşiş İeronimos Apostolidis, İeronimos tis Eginis olarak biliniyor. Ve başkaları...
Bir çok keşiş ve bir sürü insan Türkçe ruhani kitaplar (Rumca harflarle Türkçe yani Karamanlıca) sayesinde azizlik katında bir yer edindiler. Keşişlik modeli bu kitaplarda kendini gösteriyordu. Yani dünyada yaşayan insanlar bile keşiş gibi yaşıyordu. Bir çok Türk kökenli Hristiyan hayatlarının sonunda evli olmalarına rağmen keşişlik yolunu takip ediyorlardı. En karakteristik örneklerden biri Evlambia Romanidu. Eşi öldüğü zaman Amerika’dan Yunanistan’a döndü ve burada Suroti’deki Timiu Prodromu Manasatırı’nda rahibe oldu. Yanında her zaman Türkçe dua kitapları vardı ve bu dünyadaki yaşamı Türkçe dua ederek sona erdi.
Acaba Erdoğan bunları biliyor mu?
Bu Rus Kutlamaları sebebiyle tekrar Aynaroz’a gelecek  olursak, Aynaroz’un 3 Türkçe konuşan Aziz kişilikli insanlarının vefatından çok zaman geçmedi. Eski münzeviler gibi durmadan dua eden 3 kişi... Onları dualarından, kış aylarında damlarından akan su bile durduramıyordu. Türkçe kitapları bütün gün ruhani zevkleriydi. Bu hayattan çekildiler ve Aynaroz’a, Türk müminliği olan aziz bir yer bıraktılar. Karies’in biraz aşağısında olan Karamanlıların Barakası’nı (Kelion) bıraktılar.
Türk halkı, herşeyin abartısını seven Rus halkına göre daha saygılı bir halk. Hristiyan oldukları zaman, inançlarını derinliğine kadar araştırıyorlar. Ortodoksluğun geleceği onlara ait. Zaten Aziz Kosmas’ın kehanetleri (eğer doğru okursak) bunu önceden duyuruyorlar.